|
Halid Lemi Atlı 1869 yılında İstanbul'da, Üsküdar'ın Sultantepesi semtinde doğdu. Doğumundan bir hafta sonra annesini, iki yaşında iken babasını yitirdi, ablası tarafından büyütüldü. Ablası ile eniştesi, Lemi Atlı'nın iyi bir öğrenim görmesi için çok özen gösterdiler. İlkokuldan sonra önce Fatih, sonra Soğukçeşme Rüştiyesi'ni okudu. 1887 yılında burayı bitirerek "Mülkiye Mektebi"ne kaydoldu ise de bitiremedi. İskender Hoca'dan Arabça, Farsça;bir İtalyan bayan öğretmenden Fransızca dersleri aldı. Yirmi yaşlarında"Dahiliye Nezareti Mektûbi Kalemi"nde memuriyete başladı. Bir yandan da "Resmî Gazete"de yazarlık yapıyordu. Bazı günlük gazetelerde yazarlık ve muhabirlik yapmıştır. Bir süre İzmir Deniz Ticaret Müdürlüğü'nde çalıştı. Bu yıllar içinde maddî ve manevî çok sıkıntılı bir hayat sürmüştür. "Sine-i sûzanıma âhım yeter"güfteli, Hicaz şarkısının bu yılların üzüntüsünü yansıttığı söylenir. Nihayet 1907 yılında ve otuz sekiz yaşında memuriyet hayatından çekilerek İstanbul'a yerleşti;kendini bütünüyle mûsıkî çaılşmalarına verdi. "Soyadı Kanunu"nun çıkışından sonra "Şizemu" sözcüğünün Türkçe anlamı olan "Atlı" soyadını aldı. Soyu bu sıfatı taşıyan Çerkes sülâlesinden gelmedir. Eniştesi mûsıkî sever bir kimse olduğundan her on beş günde bir evinde "Küme Faslı" yaptırır;bu toplantılara Kanunî Fenerli Mike, Tanburî Garbis, Kanunî Solak Mihal, Giriftzen Rıza Bey, Santurî Edhem Efendi katılırdı. Hanendeler ise Beylerbeyli Hakkı Bey, Domates Ahmed Bey, Beylikçi-zâde Sadık Bey, Hafız Yusuf idi. Lemi Atlı bu atmosfer içinde , daha küçük yaşlarında mûsıkî terbiyesi almağa başlamıştı. Bu gibi toplantılarda hazır bulunur, kulaktan öğrendiği eserleri okumağa çalışırdıÇocuktaki yeteneği gören Sadık Bey, ailesine Enderunî Vasıf Bey'den ders almasını tavsiye etti. Hâfız Yusuf konağa meşke gelir, meşkten sonra da o akşamki fasıl için konakta kalırdı. Bu hocasından daha sekiz yaşında iken ilk eser olarak "Taliim düşkün, gamım efzûn, kalbi yâreyim" güfteli Kürdili-Hicazkâr makamındaki bir şarkıyı meşk etti. Bu dersler dört yıl kadar sürmüştür. Böylece on iki yaşlarında mûsıkînin içine bizzat girmiş oldu. Daha sonra Dahiliye nazırı Reşid Mümtaz Paşa'nın aracılığı ile ünlü bestekâr ve hanende Hacı Ârif Bey'le tanıştırıldı. Kendi ifadesine göre Hacı Ârif Bey'in bulunduğu bir mûsıkî toplantısında, Santurî Edhem Efendi'nin eşliğinde "Humarı yok bozulmaz meclis-i meyhâne-i aşkın"güfteli, Muhayyer makamındaki şarkıyı okurken , karar sırasında Hacı Ârif Bey: "-Aferin evlâdım !Bir ufak nağme ile tenvir etmişsin. İnşallah zamanın en büyük bestekârı olursun" demiş. Bundan sonra belli günlerde konağa gelen Hacı Ârif Bey, fasıldan önce dersini tamamlar sonra fasla başlardı. Bu çalışmalar Hacı Ârif Bey'in ölümüne kadar sürdü. Üstâdla tanışmasını kendisi şöyle anlatır: ". . . Bir gece evimize şeref bahşeden büyük Hacı Ârif Bey, sesim ile gösterdiğim istidada meclûp olmuş, kendilerinin tâbiri ile sesimin meclûbu olmuş ve her on beş günde bir evimizi şereflendirmeğe ve âcize metodlu bir surette mûsıkî tedrisine başlamıştı. . . . " Daha sonra Hacı Faik Bey, Hanende Ali Bey, Bolahenk Nuri Bey, Püskülcü Osman Efendi, Hanende Nedim Bey, Hacı Kirami Efendi gibi mûsıkîşinaslardan hayli eser geçti. En çok beraber olduğu sanatkâr, ünlü hanende ve bestekâr Rifat Bey'di. Reşad Ekrem Koçu'nun verdiği bilgilere göre yaz tatillerini Sarıyer'de birlikte geçirirlerdi. Bu münasebetle Sarıyer'de oturmakta olan Dr. Kadri Bey ile Kanunî İsmail Bey'den Muhayyer-Kürdî faslını meşk etti. Reşad Ekrem Koçu anlatıyor: "Lemi Bey bir gün Tanburî Reşid Molla'nın evinden bir araba ile Sultansuyu'na gidiyormuş. O sırada bir arabanın içinde Neyzen Aziz Dede'ye rastlamış. Aziz Dede arabanın içinde Segâh makamında bir taksim etmiş, taksime Lemi Bey cevap vermiş, sesine meftun olan Aziz Dede, her gittiği yerde bir fırsatını bulur, Sultan suyu gezisine yoldaş olan (o sesin sihir ve fusûnundan)söz edermiş. Bir kerresinde de sesini dinleyen Balıkhâne Nazırı Ali Rıza Bey, ".Lemi Bey ! Sen Külhanbeyi Hüseyin Dede'nin boş bıraktığı yeri doldurdun. . . " demiş. Böylece bu gibi ustalardan mûsıkî kültürü ile mûsıkî zevkini geliştiren Lemi Atlı, bu sanatın bilimsel yönünden çok pratik yönleri ile uğraştığından nota öğrenmedi. Gittikçe gelişen bir sanat hevesi ve kabiliyetinin etkisi ile bestekârlığa çok erken, daha on yedi yaşında başladı. İlk olarak sözleri Reşid Mümtaz Paşa'nın olan Karcığar makamındaki "Hüsnüne etvârı nazın şan senin"şarkısını 1888 yılında besteledi. Bu şarkıyı Hicazkâr makamındaki şarkısı izledi. Lemi Atlı bu Hicazkâr şarkının bestelenişini şöyle anlatıyor:". O tarihlerde henüz yirmi iki yaşında bir delikanlı idim. Devrin Nafıa Nazırı Mahmud Celâleddin Paşa'nın Kuzguncuk'taki yalısında yaz geceleri fasıl mûsıkîsi yapıyoruz. Paşa, ne zaman bir şarkı güftesi hazırlatsa ertesi gün mutlaka bizi davet eder. Fakat, yalıya gelinceye kadar sabredemediğinden, vapurun vükelaya ait yan kamarasına girer, hepimizi etrafına toplayarak şarkısını yüksek sesle okurdu. " "Yine böyle bir akşamdı;Köprüden kalkan vapurda Paşa ile karşıya geçtik. (Gel, gel, Lemi Bey) diye yanına çağırdı;hemen koştum, yan kamaraya yerleşince , Paşa cebinden bir kâğıt çıkararak meşhur şarkısını okumağa başladı: Pembelikle imtizaç etmiş tenin Sime ya kâfura benzer gerdenin Ben siyah pırlanta zannettim benin Görmedim cânânım emsalin senin Herkes gibi o zamanlar benim de kulağıma çalınmıştı. Paşa'nın (Cânân) adındaki bir cariyesiyle fazlaca meşgul olduğu söyleniyordu. Bu şarkıyı işte besbelli ki Cânân'ı için yazmıştı. Güftenin okuması bitince yüzüme baktı, (Haydi Lemi Bey göreyim seni;yarına kadar bu şarkıya güzel bir beste hazırla) dedi. Temannayı basıp ayrıldım. Ertesi güne kadar kim sabreder !. . . Doğruca Köprü Gazinosu'na. . . . Bir elimde kahve fincanı, öteki elimde kâğıt-kalem. . . . İki saate varmadan besteyi bitirdim. Akşam vapur dönüşü karşısına çıkıp, (Paşam, beste hazır) deyince şaşa kaldı. Hazırladığım besteyi yan kamarada ağır ağır geçtim. Ertesi sabah bir de ne bakayım, Paşa'nın ağası, elinde pırlantalı bir altın sigara tabakası harıl harıl beni arıyor. Aksi gibi elimde de on para yok. Tabakayı kuyumcunun birine götürüp beş altına sattım. . " Bu iki eseri ile pek genç yaşında büyük bir ün yaparak mûsıkîşinaslar arasında kendisine iyi bir yer edindi. Bir yandan mûsıkî kültürünü ilerletip şarkı repertuvarımıza yeni ve güzel eserler kazandırırken, bir yandan da asil uslûbu ve güzel sesi ile iyi bir hanende olarak mûsıkî toplantılarına katılıyor, sanat ufkunu genişletiyordu. Gür ve etkili sesi, okuyuş edası ile o zamanki İstanbul'un mûsıkî sever ve sanattan anlayan kesimini kendine meftun etmiş ve "Boğaziçi Bülbülü" sıfatı ile anılır olmuştu. Kendisini dinleyenler, "Akan bir su şırıltısını yâhut şakıyan bir bülbül sesini andıran gırtlak nağmeleri ile okur" diyorlardı. Tanburî Cemil Bey'le okumaktan zevk aldığını anılarında anlatır. İkinci eserinin bestelenişinden sonra, mûsıkîşinas bir devlet adamı olan Mahmud Celâleddin Paşa'dan yakın ilgi ve himaye gördü. Geleneksel ses icramızın büyük bir ustası olan Lemi Atlı'dan , onun ünlü bir okuyucu olduğu dönemlerde plâkçılık yaygınlaşmış olduğu halde, bir icra örneğinin günümüze gelememiş olması, mûsıkî sanatımız için bir kayıptır. Son bestesi, sözleri Mustafa Nafiz Irmak'a ait, dörtlüğün baş harflerinin adını "Akrostiş" olarak yazdığı şu şarkısıdır: Leylâ mı nesin ? Ruhumu Mecnûn'a çevirdin Ey gonca benizlim ne çabuk kalbime girdin ? Mehtabı erittin gözünün şen seherinde İçtim o alevden, bana sen aşkı içirdin. Bütün mûsıkî hayatı boyunca üç yüz kadar şarkı bestelemiş ve bir bölümü de zamanında notaya alınamadığı için unutulmuştur. Şarkı formunun dışında Mahûr makamında bir Saz Semâisi ile bir de "İstiklâl Marşı" bestelemiştir. Böyle olduğu halde eski ustaları ima ederek eserinin azlığından yakınırmış. Bestelerini Leon Hancıyan, Fulya Akaydın, Selâhaddin Pınar, Suat Gün gibi mûsıkîşinaslar notaya almıştır. Eserlerine güfte seçmekte çok hassas ve usta olan Lemi Bey'in şarkılarında sözlerle melodi âdeta kaynaşmış gibidir. Şarkılarının çoğunun bir hikâyesi vardır. Bir gün Leon Hancıyan'la "Beşiktaş Muhafızı" Hasan Paşa'nın oğlu Said Paşa'nın yalısında verilen bir yemekden sonra aynı odada misafir edilmişler. Lemi Atlı, Namık Kemal'i rüyasında görmüş. Şair kendisine bir hayli iltifat ettikten sonra "Zevkin ne ise söyle hicab eyleme benden" şiirini Manyasî-zâde Refik Bey'in bestelediğini, bir kez de kendisinin bestelemesini istemiş. Bu iltifata çok sevinen Lemi Bey, rüyasında şiiri Nihavend makamında bestelemiş, uyanır uyanmaz uyumakta olan Leon Hancıyan'ı kaldırarak eserini notaya aldırtmıştır. Lemi Atlı'nın bestekârlık hüviyetini şu satırlardan okuyalım: ". . . XIX. yüzyılın şarkı bestekârlarının dizi dibinde yetişmiş ve mûsıkî tarhimizin altmış senelik gelenekleri içinde büyümüş olan Lemi Atlı, eskilerin -Bakiyetülselef- dedikleri tipte bir bestekârımızdı. Hacı Ârif Bey, Şevki Bey bestekârlığı zincirinin son halkasıdır. " "Lemi Atlı'nın şarkılarını dinlerken umûmiyetle hür ve şuh bir lirizmin melodik tezahürlerini duyarız. Fakat, bazen de geçmiş günlerin hülyalı hatıralarını terennüm eden şarkılarında zevkimiz, sanat kaidelerinin biraz ruh ve heyecanı daraltan hendesî köşelerine takılır gibi olur. Fakat hemen ilâve edelim ki, bu bir kusur değil bilâkis ilk emekleme ve gelişme anlarının verdiği bir cüretsizlik ve hız almak için dayanacak bir nokta aramak, bulmak ve sonra her sanatkârın zamanın icaplarına uymak endişesi ve zaruretinden doğan bir keyfiyettir. Nitekim Lemi Atlı, bu intikal devresini pek çabuk atlatmış ve kendini bütün bu icap ve zaruretlerden kurtararak sanatın hür ve temiz heyecanını duymağa ve duyurmağa başlamıştır. Bu geniş, hudutsuz duygu ve heyecan sayesindedir ki, melodi ve ritmler onun sanatkâr varlığının süzgecinden geçtikten sonra yuvarlak, yumuşak bir manzara ve her gönüle sığabilecek bir karakter ve mahiyet almıştır. Rast makamındaki -Bu zevk-u safa. . . -güfteli şarkısının melodik yapısında , bizi daha öncelere , meselâ XVIII. yüzyıldan biraz daha öne götüren, fakat bununla beraber bugünkü zevklere seslenen bir özelliği, başarısı vardır. " Bestelerini kendi sesi ve okuyuş uslûbuna göre bestelemiş olduğu ileri sürülür. Gerçekten de bu eserlerin icrası için kıvrak bir hançereye sahip olmak gerektiği kabul edilir. Yaşadığı sürece mûsıkîşinaslar ve icrakârlarca büyük saygı duyulmuş, o gün ve bugün de aranan bir bestekâr olmuştur. Mesud Cemil yetmiş beşinci yaş günü için şu telgrafı göndermiş:". . . Yetmiş beşinci yıldönümüz için bütün arkadaşlarımın namına daha uzun ömürler dileriz. Mutlaka yarın sabah Ankara Radyosu'nu dinlemenizi rica ederiz. Hepimiz ellerinizden öperiz. " Münir Nureddin Selçuk'un aşağıdaki mektubu da aynı özellikte:"Muhterem Lemi Bey'ciğim, lûtfedilen yeni şarkınızı aldım;çok teşekkür ederim. Bu yeni doğmalar inşallah diğerleri gibi size hayırlı evlat olurlar. Ben de onların neşvenümasına müsadeleriyle ihtimam edeceğim. Ve size onların tatlı ses ve nağmelerini dinletmeğe çalışacağım. Bu vesile ile size yeni tarzda yazılmış bugünkü halkın çabuk sevip anlayacağı bir-iki güfte takdim edeceğim. Bunların da sây-i üstâdelerinde ve güzel zevkinizle pek güzel, câzibeli hayrülhalef yetişeceklerine kuvvetle itimadım vardır. " Eserlerine çağdaşı olan şairlerin, bazen Divan Edebiyatı şairleri ile Vecdi Bingöl'ün şiirlerini seçmiştir. Yaratılış itibariyle son derece terbiyeli, mültefit, nazik, alçak gönüllü bir kimse olan Lemi bey, kendine "Üstadım" diyenlere, büyük bir mahcubiyetle üstad olmadığını, mûsıkîde amatör bir kimse olduğunu söylermiş. Başından dört evlilik geçen ve bu evliliklerden çocuğu olmayan Lemi Atlı, yaşamış olduğu duyguları şarkılarına da yansıtmıştır. Meselâ:Kürdili-Hicazkâr makamındaki sözleri "Nazlandı bülbül güller sarardı" olan şarkıda bunları hissetmek mümkündür. Bir süre Kanlıca ve Rumelihisar'ında oturduktan sonra , ömrünün son yıllarını Suadiye'de yeğenlerinin yanında geçirdi. Küçükağa sokağında olan bu eve Selâhaddin Pınar, Nuri Duyguer, Fevzi Aslangil, Sadi Hoşsses, Dr. Hamid Hüsnü Bey, Bedriye Hoşgör, Melek Tokgöz, Ârif Sami Toker gibi sanatkârlar devam ederdi. Ölümüne yakın bir tarihe kadar isteyene ders vermiştir. Söylenenlerin aksine son yıllarını oldukça rahat ve huzur içinde geçirmiştir. Yakın dostu Kemal Niyazi Seyhun'la dolaşır, Çamlıca'ya gider, Setbaşı gazinosunda fasıl dinler, orada bulunduğunu hisseden gazino sanatkârları fasla çeki düzen verir ve dikkatli olurlardı. Lemi Atlı 25 kasım 1945 tarihinde hayata gözlerini yumdu;Erenköy mezarlığında toprağa verildi. Mûsıkîmize değerli eserler kazandırmış üstâd bestekârımızı saygıyla ve rahmetle anıyoruz. . . Hazırlayan:Tâhir AYDOĞDU Kaynak:Türk Mûsıkîsi Tarihi. . . . . . . Dr. Nazmi ÖZALP Lemi Atlı'nın Eserleri Makam Form Eserin Adı Usûl Marş Korkma sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak Acem Aşiran Şarkı Ben ezay–ı firkatinle dem–be–dem naliş–geri Acem Aşiran Şarkı Gider mi piş–ı çeşmimden hayal–ı dağdarın Müsemmen Acem Aşiran Şarkı Hala güzeldir nazlı yar Acem Aşiran Şarkı Neden bir çift gözün derdiyle çeşmim girye Müsemmen Acem Kürdi Şarkı Akşam güneşi kalkmadı saçlara güller takma Yürük Semai Acem Kürdi Şarkı Ben eday–ı firkatinle dem–be–dem Acem Kürdi Şarkı Gider mi piş–ı çeşmimden hayal–ı dağdarın Müsemmen Acem Kürdi Şarkı Leyla mı nesin ruhumu mecnuna çevirdin Yürük Semai Acem Kürdi Şarkı Ruya mı gördüm kalbim mi vurdu Semai Bayati Şarkı Bilmem neye handeler saçarsın Bayati Araban Şarkı Görmesem bir lahza ruyun sanki dünya dar Bayati Araban Şarkı Kandı dil–ı biçare Bayati Araban Şarkı Seni her dem rakible görmeden ey mah Bayati Araban Şarkı Bekaasız hüsnün güvenme anına Düyek Dilkeşhâverân Şarkı Demedim hicranımı ellere yarar diye Curcuna Evc Şarkı Lerzan ediyor ruhumu çeşmindeki efsun Sengin Semai Evcara Şarkı Ben esir–ı handenim üftadenim ey gültenim Ferahfeza Şarkı Her güzel nağmeyle andım sevgini Semai Ferahfeza Şarkı Dinlendi başım dün gece bir parça dizinde Yürük Semai Ferahnak Şarkı Artık o siyah gözlerinin gölgesi kaldı Sengin Semai Ferahnak Şarkı Aylarca bu sevdazedenin boynu büküldü Ferahnak Şarkı Kan ağlar iken celb–ı terahhum emeliyle Sengin Semai Gerdaniye–Bûselik Şarkı Karşıyaka'nın safası kaldı Gülizâr Şarkı O gün ince bir şakrak Hicaz Şarkı Acırım aşık olup da yanana Aksak Hicaz Şarkı Çattım yaşıma bakmadan ol taze nihale Hicaz Şarkı Ey şuh–ı sertab ey dürr–ı nayab Hicaz Şarkı Genç iken güldürmedin Hicaz Şarkı Gonca–ı nazende hal–ı gülşen–ı ikbal iken Ağır Aksak Hicaz Şarkı Gönül bağ–ı elem içre dolandı Hicaz Şarkı Kırılmış olsa da tar–ı hayatım Hicaz Şarkı Mazideki hulyamı bütün öldüreceksin Sengin Semai Hicaz Şarkı Neşem emelim ruh–ı hazinim zedelendi Sengin Semai Hicaz Şarkı Nev–bahar–ı vuslatın bassın deyu ilk ayına Müsemmen Hicaz Şarkı Sanma yalnız alem–u dünya için bir tanesin Hicaz Şarkı Sesinde var letafet Hicaz Şarkı Sevmeden hali değil gönlüm seni hiç bir Hicaz Şarkı Söyle ey tali ne lutfu var bana cevr etmenin Hicaz Şarkı Sine–ı suzanıma ahım yeter Curcuna Hicaz Şarkı Severim her güzeli senden eserdir diyerek Curcuna Hicazkar Şarkı Dil doymuyor letafetine dide kanmıyor Hicazkar Şarkı Gönlümü başka emellerle avutsaydım Müsemmen Hicazkar Şarkı Sevdi gönlüm bir güzel Hicazkar Şarkı Sevdim ey afet seni kurbanınım Hicazkar Şarkı Tutmamışken kimseler daman–ı vaslından se Hicazkar Şarkı Yine bir aşk–ı emel–suz ile giryan oldum Müsemmen Hicazkar Şarkı Son aşkımı canlandıran en tatlı emelsin Sengin Semai Hicazkar Şarkı Penbelikle imtizac etmiş tenin Ağır Aksak Hümayun Şarkı Bir gonca–ı sevda gibi ah sendeki gözler Hümayun Şarkı Hastayım yalnızım seni yanımda Semai Hümayun Şarkı Sorulmasın bana yesim garik–ı hicranım Düyek Hüseyni Şarkı Anadolu sen güzelsin çiçeksin Aksak Hüseyni Şarkı Bir gonca–gülün revnakı parlar deheninde Hüseyni Şarkı Dinlenir kalb–ı zar–ı mecruhum Aksak Hüseyni Şarkı Gezer dolaşırsın Hüseyni Şarkı Göster güzelim hücre–ı ezvak–ı visali Sengin Semai Hüseyni Şarkı Kan ağlar iken celb–ı terahhum emeliyle Yürük Semai Hüseyni Şarkı Şakrak sesinin yaktığı avare gönüller Sengin Semai Hüseyni Şarkı Zaman olur ki anın hacle–ı visalinde Düyek Hüseyni Şarkı O güzel gözlerle bakmasını bil Aksak Hüzzam Şarkı Benden ey maşukam enzarın girizan olmasın Curcuna Hüzzam Şarkı Bir gören yok bilmiyorlar nerdesin sen nerde Müsemmen Hüzzam Şarkı Ey rahmi vefası olmayan yar Düyek Hüzzam Şarkı Kalbimde hayalin o siyah tüller içinde Sengin Semai Hüzzam Şarkı Leyl olur ki hüzn içinde her nefes bir ah olur Müsemmen Hüzzam Şarkı Sineler aşık–ı şüridesidir didelerim Ağır Aksak Hüzzam Şarkı Söyle bir kerre daha başın içün ey gonca–leb Ağır Aksak Isfahan Şarkı Gördüğün reng–ı baharı sanma sen sabit du Isfahan Şarkı Nar–ı aşkınla kül oldu beden ey lebleri mül Ağır Aksak Isfahan Şarkı Sen bir melektin şekl–ı beşerde Karcığar Şarkı Bir gölge ol beni peşinden koştur Semai Karcığar Şarkı Güldürürse bahtımın encamı güldürsün beni Ağır Aksak Karcığar Şarkı İhtirazlaa arz–ı hal eyler gönül Yürük Semai Karcığar Şarkı Kesme terennümatı ruhum devaya muhtac Karcığar Şarkı Yaz mevsimi geldi güzelim açtı çiçekler Karcığar Şarkı Yeter hicran–ı nazın gül dudaktan müjdeler Müsemmen Karcığar Şarkı Çeşmanı o mehveşin eladır Semai Karcığar Şarkı Bir gonca–gülün revnakı parlar deheninde Sengin Semai Karcığar Şarkı Hüsnüne etvar–ı nazın şan senin Kürdilihicazkâr Şarkı Sengin Semai Kürdilihicazkâr Şarkı Açmam açamam söyleyemem çünki derinde Semai Kürdilihicazkâr Şarkı Aldatma ki aldanmış olursun emelinde Sengin Semai Kürdilihicazkâr Şarkı Almaz bu büyük aşkımı göklerle zeminler Kürdilihicazkâr Şarkı Bir gün göremezsem seni mecnuna dönerdi Sengin Semai Kürdilihicazkâr Şarkı Çılgın gecenin nağmesi zann etme ki dindi Kürdilihicazkâr Şarkı Derdin bana bir hatıra gurbet gecesinden Kürdilihicazkâr Şarkı Dün oturdum bir zaman maziye baş vurdum Kürdilihicazkâr Şarkı Eller seni iğfal eyler döndükçe sözünden Kürdilihicazkâr Şarkı Esirindir benim gönlüm Müsemmen Kürdilihicazkâr Şarkı Ey şuh–ı sertab ey dürr–ı nayab Semai Kürdilihicazkâr Şarkı Gözlerim gözlerine hayrandır Aksak Kürdilihicazkâr Şarkı Gül gibi dolaşırsın herkesin ellerinde Kürdilihicazkâr Şarkı Manalı gözlerle bana baktın Kürdilihicazkâr Şarkı Sevdim ey afet seni Kürdilihicazkâr Şarkı Sineler aşkınla inler dideler mahmur olur Devr–i Hindi Kürdilihicazkâr Şarkı Söyle Allaah aşkına ey nevcivan Aksak Kürdilihicazkâr Şarkı Uslandı gönül vade bugün kanmıyor atrık Kürdilihicazkâr Şarkı Bir kendi gibi zalimi sevmiş yanıyormuş Sengin Semai Kürdilihicazkâr Şarkı Nazlandı bülbül güller sarardı Semai Mahur Şarkı Aman sakıy lutfuna amadeyim Müsemmen Mahur Şarkı Dilde binbir emel var hepsini ister gönül Mahur Şarkı Suz–ı hicrin yare açtı sineme ey meh–likaa Mahur Saz Semai Mahur Saz Semaisi Aksak Semai Muhayyer Şarkı Akşam oluyor sükun içinde Muhayyer Şarkı Aylar gibi doğdun da bu gönlümden Mualla Aksak Muhayyer Şarkı Gözlerim gözlerini seyre dalsın Düyek Muhayyer Şarkı Gezdim yürüdüm dün gece hicranımı yendi Sengin Semai Muhayyer Kürdi Şarkı Bana gel bu yaz Ayşe Aksak Muhayyer Kürdi Şarkı Benden kaçarak yaz günü erken Muhayyer Kürdi Şarkı Bir melek–sima perisin ey güzeller peykeri Müstear Şarkı Cilve–ı taliimi taliine bağlıyorum Nihavend Şarkı Artıyor yesim baktıkça haline Semai Nihavend Şarkı Bin gül çıkarırdım sana kalbimdeki külden Sengin Semai Nihavend Şarkı Çaldırıp çalgıyı rakkaaseleri oynatalım Aksak Nihavend Şarkı Nedir a sevdiğim söyle bu halin Semai Nihavend Şarkı Zevkın ne ise söyle hicab eyleme benden Sengin Semai Nikriz Şarkı Gül yanağını yarin aşkın ateşi sarmış Sofyan Nişaburek Şarkı Varsın gönül aşkınla harab olsun efendim Türk Aksağı Rast Şarkı İncindi biraz sözlerime münfail oldu Türk Aksağı Rast Şarkı Saçlar dağınık sine küşa geldi sabahtan Türk Aksağı Rast Şarkı Sanki gönül asude geçen demden usandı Rast Şarkı Sazın gibi sinem dahi bir nağme–zenindir Sofyan Rast Şarkı Yok mu cana aşıka hiç şefkatin Düyek Rast Şarkı Bu zevk–u safa sahn–ı çemenzare de kalmaz Sengin Semai Segah Şarkı Kalbimin görmek dilersen bir dem–ı mesudu Sultaniyegah Şarkı Gönlüm sevdi şimdi bir yar Türk Aksağı Sultaniyegah Şarkı Şen gözlü güzel gözlü fakat pek afacansın Sultaniyegah Şarkı Andıkça geçen günleri hasretle derinden Sofyan Suz–i Dil Şarkı Manalı gözlerle sen bana baktın Suz–i Dil Şarkı Mest oldu bu yaz teşne gönül gül–bedeninde Suz–i Dil Şarkı Tar–ı kalbim inliyor vurdukça mızrabı nigar Semai Suz–i Dil Şarkı Yadgar olsun zamana halet–ı mestanamiz Sengin Semai Suzinak Şarkı Aguuşuma aldım o gece neşeli kuştun Suzinak Şarkı Bir dil ki esir–ı gam olur neşever olmaz Suzinak Şarkı Düşmüş amma aşka ızhar etmiyor Suzinak Şarkı Nev–bahardan yemyeşil sahn–ı çemen Suzinak Şarkı Nihal–ı gülşen–ı hüsn–ı ezelsin Suzinak Şarkı Öldürse de gamzen geçemem ben deheninde Suzinak Şarkı Sevdiceğim sevdim seni ben saklamam Suzinak Şarkı Yeter hicranlı sözler geçtim ümmid–ı visalin Aksak Şedd–i Araban Şarkı Amade iken bade ile dopdolu bir cam Sengin Semai Şedd–i Araban Şarkı Bir şeb sana ben kalbimin alamını açsam Şedd–i Araban Şarkı Iydini tebrik içün ey gülizar Ağır Aksak Şehnaz Şarkı Saçlar sarı dişler beyaz rengi al Şevk–Efza Şarkı Dün kahkahalar yükseliyorken evinizden Yürük Semai Şevk–Efza Şarkı Şakrak sesinin. Şevk–Efza Şarkı Şikayet etme cananım bu hicrana sebeb sensi Tahir–Buselik Şarkı Her subh–u mesa inlese sinende kemanım Sengin Semai Uşşak Şarkı Akşam güneşi penbeliği vardı yüzünde Curcuna Uşşak Şarkı Bir çift göz olup gönlüme bir hamlede aktın Sengin Semai Uşşak Şarkı Bir handene meftun olan aşıkları kandır Yürük Semai Uşşak Şarkı Coşkun arzular emeller daima senden gelir Uşşak Şarkı Çamlarda dolaşsak yine hulyalara dalsak Uşşak Türkü Ey onbeşli onbeşli Uşşak Şarkı Geldi canan deseler canımı alsa veririm Uşşak Şarkı Gidene derd söyledim Uşşak Şarkı Gönlüm aradı kendine dil–cu Türk Aksağı Uşşak Şarkı Gül–zara salın mevsimidir geşt–u güzarın Uşşak Şarkı Günler geçiyor gönlümün ezvakı tükendi Aksak Uşşak Şarkı Hala duruyor leblerinin ateşi lebde Türk Aksağı Uşşak Şarkı Ruhunda buldum vecd–ı visali Türk Aksağı Uşşak Şarkı Saklayıp kalb–ı mükedderde seni Aksak Uşşak Şarkı Seni arzu eder bu didelerim Aksak Uşşak Şarkı Ümidi söndü artık sevmeyen bir kalb için Aksak Uşşak Şarkı Var mıdır takrire hacet derd–ı mafilbalimi Ağır Aksak Uşşak Şarkı Yaşamıştım ne güzel bezminde hayalinle sen Aksak Uşşak Şarkı Neler çektim neler canan elinden Müsemmen Uşşak Şarkı Siyah ebrulerin duruben çatma Aksak Uşşak Şarkı Bu imtidad–ı cevre kim bahrın şitabı var Düyek Yegâh Şarkı Leyla diye feryad ile Kaynak:http://www.turkmusikisi.com/bestekarlar/
|