Sayın Başkan,
Değerli Meclis Üyeleri
ASKI Bütçesinin harcama kalemlerine baktığımızda dikkat çekici nokta harcama tahminlerindeki ve gerçekte yapılan harcamalar arasındaki tutarsızlıktır.
Mal ve hizmet alımlarında 2008 yılında 36.567.775 harcama yapılmışken 2009 yılında anormal bir artış talebi ile % 63’lük bir artışla 59.596.400 talep edilmiştir. Ekim sonu gerçekleşmelere dayanarak yapılan tahmine göre 47.342.782 harcama yapılacaktır. Yani fazladan talep edilen yaklaşık 12 milyardan bahsediyoruz.
2010 yılında talep edilen Mal ve hizmet alımları 74.569.100 Tl 2011 de 78.357.526 tl 2012 de 81.882 266 tl yani bu tahminleri artarak gittiğini görmekteyiz.
Aynı şekilde 2008 yılında 26 Milyarlık gayrimenkul Sermaye Üretim gideri 2009 yılında 59.7 milyar olarak ödeneğe konulmuş. Yani artış oranı % 126.
Harcama tahmini ise 21.5 Milyar TL’dir. 38.7 Milyarlık sapma ortaya çıkmaktadır.2010 yılında 51.790.000 tl 2011 de 54.638.450 tl 2012 de 57.097.180 tl dir ne anlama geldiği malumunuzdur.
Bu sadece iki örnektir. Bu tür örnekler ASKİ bütçesinde çok sayıda mevcuttur.
Bu nasıl bir tahmin hatasıdır. Ya da buna tahmin hatası denilebilir mi?
Buna asla ve asla tahmin hatası denilemez.
Peki, nasıl olurda böylesi hayali bütçeleri bir birim yapabilir. Biri bana açıklarsa mutlu olurum.
Bütçeler ve tahminler keyfi olarak yapılmamalıdır. Maalesef gördüğümüz o dur ki ASKİ harcama bütçeleri keyfilik içerisinde yapılmaktadır. Mali disiplin ve Bütçe anlayışından çok uzaktır.
Böylesi hayali bütçeler yapan bir kurumun başarı şansı kesinlikle yoktur.
ASKİ’nin gelirlerinin % 90’ı teşebbüs ve mülkiyet gelirlerinden oluşmaktadır.Bu gelirler içerisinde en büyük pay su satışlarından elde edilen paydır. Su hizmet hasılatı Toplam gelirin %60’ı kadardır. Merkezi İdare Vergi Gelirlerinden Alınan Payların da toplam gelirin %9’u dolayında olduğu düşünülürse ASKI gelirlerinin temelde iki kaynaktan oluştuğu görülür.
ASKİ’ ye ilişkin temel tartışma noktasını ASKİ’nin suyu çok pahalı sattığı ve Adana Halkının su için katlandığı bedelin çok yüksek olup olmadığıdır. Konuya daha geniş çerçeveden bakarsak Uluslararası Su Servisi Birliğinin (IWSA) Şebeke sisteminde su kaybı %10’nun altında olmalıdır. Bu değer kabul edilebilir sınır değeridir. Şebeke sisteminde kayıp oranı %10–25 arasında ise seviye orta ve indirilebilir. Kayıp oranı %25’in üstünde ise mutlaka gerekli önlemler alınmalıdır. Bu şu anlama gelir. İdeali kaçak ve kayıp oranının %10’un altında olmasıdır. %25 ve üstüne çıkması kırmızı alarm durumu olarak ifade edilebilir.
Peki ülkemizde, kentlerimizde ve özellikle ilimizde duru nedir.?
Kentlerimizde su kullanım verimliliği yani şebekelerdeki su kayıpları oranı maalesef yüksek seviyelerindedir. Bu durum suyun verimsiz kullanıldığını göstermektedir. Bu rakamlar Almanya’da %3, İngilterede %22, Fransa’da %30 seviyesindedir
Büyükşehir belediyelerimizde “Su Kaybı Oranları” yüksektir. Fatura edilen su miktarının satılan su miktarına oranı % 56 düzeyindedir. Bunun bir kısmı, su abonesi olmayan kullanıcıların tüketimine de bağlı olmakla birlikte; asıl sorun şebeke kayıplarıdır. BEPER (Belediyelerde Performans Ölçümü Projesi ) çalışmasına bakıldığında 16 büyük şehir su kayıp oranları % 43,8 düzeyindedir. Adana bu oranın en yüksek olduğu kentlerin başında gelmektedir. Adana’da kayıp ve kaçak oranı %65 dolayındadır.
İşte ASKİ’ye dair temel sorun bu noktadadır. %65 kayıp ve kaçak oranı dünyada eşi benzeri az görülen ve az gelişmiş ülkelere özgü bir durumdur. Peki bu durum ASKİ yönetimleri açısından bir başarı olarak değerlendirilebilir mi. Kuşkusuz ki hayır. Bu büyük bir yönetim başarısızlığıdır. Hal böyle olunca kaçınılmaz olarak Adanalılar suyu çok pahalıya temin etmektedir.
Peki ne yapılmalıdır. ASKİ Yönetiminin öncelikleri neler olmalıdır.?
İçme suyundan sorumlu su yönetimi olarak ASKİ şebeke sistemindeki su kaybını önlemek için :
Teknik personelini uluslararası normlarda eğitmelidir.
Kaçak su kullanımı önlenmeli, kaçak kullanım cezalandırılmalıdır,
Şebeke sürekli kontrol ve denetim altında tutularak kayıplar önlenmelidir, Şebeke Sistemindeki Yıpranmalar, Delinmeler, Aşınmalar ve Eskimelerle etkin mücadele yapılmalıdır. Eskiyen şebeke boruları belli bir program çerçevesinde değiştirilmelidir,
Ana Depo Tanklarındaki Sızmalar ve Aşırı Akışların önüne geçilmelidir.
Şebeke sisteminde boru kırılması, çatlamaları, taşkınlar, vanalar ve bağlantılarda oluşan kaçakların önüne geçilmelidir
Tüketici Sayacı Yanlışlıkları ve Veri işlem hatalarının önüne geçilmelidir
Aktif sızıntı kontrolü yapılmalıdır
ASKI personeli amacı dışında alanlarda kullanılmamalıdır.
Kayıt dışı kullanımlar ve su kayıpları ekonomik açıdan bir kayıptır. Günümüzde arıtma ve
Dağıtım maliyetlerini düşürmek için kayıp miktarlarını minimize etmek gerekir. Bunlar yapılır ise kazanımlar elde edilebilir. Bu kazanımlar;
Su arıtım ve iletim maliyetinin düşürülmesi,
Fiziki olan ve fiziki olmayan kayıpların azaltılması,
Su satısından elde edilen gelirin daha etkin kullanılabilmesi,
Su yönetimi giderlerinin azaltılarak vatandaşa ucuz ve iyi hizmetin sunulması mümkün olabilir.
Kayıp ve kaçağın tamamen ortadan kaldırılması durumunda 1.98 TL metreküp fiyatlı bir suyu 0.98 kuruşa kadar indirilebilir. Kuşku yok ki sıfır kayıp kaçak mümkün değildir. Kayıp ve kaçakların makul %25 düzeyine indirilmesi durumunda 1.98 m3 fiyatlı bir suyu 1.48 TL ye satmak mümkün olacaktır.
Adana ilinde halkın pahalı su içmesinin temelinde yatan gerçek maalesef ASKİ’nin konuyla ilgili bugüne kadar başarısız olmasıdır. ASKI bugüne kadar başarısız olduğu bu konuda, yeni yönetimle acil önlemleri alacağına inanıyorum ve Adana halkına yüklediği bu maliyetleri daha fazla ödettirmemelidir. Bir kurumun başarısızlığı tüm Adana halkına fatura edilmemelidir.
Saygılarımla
Halil Tüm
CHP Adana Büyükşehir Meclis üyesi

